Sizlere yıllardır gazete ve
dergilerdeki yazılarımla,  
sağlığımıza ve yaşımıza ayna tutan cildimizin önemini
anlatmaya devam ediyorum.

Şimdi de siz değerli okurlarımın ve hastalarımın yoğun isteği üzerine, buradan cildiniz hakkında merak ettiklerinizi yanıtlamaya ve yazılarımı sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Uzm.Dr.Betül Şengör

 

 


Cilt Kızarıklığını Hafife Almayın! Rozasea Olabilir misiniz?

Cilt kızarıklığının çeşitli sebepleri vardır. Açık tenli kişilerde daha yüksek oranda görülen bu durumun kılcal damarların yüzeye yakın olması ve hızlanmış kan dolaşımı ile ilgili olduğu söylenebilir. Peki neden kan damarları yüzeydedir? Ya da neden kan dolaşımı hızlanır? Bunlar var diye her zaman cilt kızararak mı reaksiyon verir?

Sıcak, soğuk, güneş, buhar, ilaçlar, stres, bazı gıdalar (baharatlar) cildin kan dolaşımını hızlandırabilir. Kan damarlarının yüzeye çıkması ya yapısaldır, ya da sonradan edinilmiştir. Özellikle açık tenli bir cilde sahipsek ve genetik olarak bazı hassasiyetlerimiz varsa çevresel etkenler cildimize daha fazla zarar verir.

Cildimizin çok sayıda çeşitli görevleri olan hücreleri vardır. Bu hücrelerden bazıları çevresel etmenlere karşı savaşarak cildin damarlarını ve diğer hücrelerini korur. Çevresel etkenler arasında en önemli olan bilindiği gibi ultraviyole (UV) ışınları yani güneştir. Özellikle UVA cildin dermis’ine (hücrelerin ve damarların olduğu tabakaya) kadar rahatlıkla iner. Buradaki yapıları olumsuz yönde etkiler, bu yüzden cilt kırışır, kurur, lekelenir, damarları hasarlanır, hatta ciltte kanser oluşturabilir.
Şayet sıkıntı ve stresle flushing dediğimiz kızarmalar ani olarak ortaya çıkıyorsa, herhangi bir hastalıkla ilişkilendirilmemişse (tansiyon yükselmeleri vb.) kızarıklık kalıcı değildir. Kişinin duygu durumlarını kontrol altına alması, bazı dolaşımı düzenleme etkisi olan kremleri kullanması tedavinin önemli bir parçasıdır. Aynı zamanda ışık terapileri sayesinde tedavi süreci hızlandırılandırılabilir.

Şayet kızarıklık kalıcı ise; diğer etkenler araştırılmalıdır. Genellikle kalıcı kızarıklık olduğu zaman rozasea hastalığından bahsedilir.
Rozasea, ülkemizde de sıkça görülen bir hastalık olup; genellikle açık ten renkli kişilerde gözlenen, saydığımız çevresel faktörlerle yakından ilişkili olan, hatta bazen mide rahatsızlıkları ile de beraberlik gösteren cilt problemidir.

Çoğu zaman kişide estetik kaygılar uyandıran rozaseanın; cilt dışında göz-
lerde de kızarıklık ve kurumalar olabilen formundan, sadece ciltte kızarıklıkla seyreden formuna, akne benzeri sivilcelerin de kızarıklığa eşlik ettiği formdan, burunda büyümeyle (rinofima) sonlanan formuna kadar çeşitli tipleri vardır.

Rozasea hastalarının genetik yatkınlıklarının yanı sıra, ırksal (Kuzey Avrupa ve Akdeniz) yatkınlıkları olduğu da bilinir. 30-40 yaş arasında ve kadınlarda erkeklere göre daha fazla görülür. Demodeks isimli bir parazitin ve birlikte yaşayan bazı özel bakterilerin de Rozasea’ya yol açtığı bilinmektedir. Ayrıca hücresel savunmanın da azaldığı durumlarda serbest radikallerin rozaseaya sebep olduğu son yayınlarda bildirilmektedir.

Cilt kızarıklığının ve Rozasea’nın tedavisinde ortak nokta, çevresel etkenleri uzaklaştırmaktır. Özellikle güneş koruyucularda yüksek çinko oksit ve oktinoksat içerikler, UVA’yı tam bloke eden güneş koruyucu kremler kullanılmalıdır. Gıdalardan kafein içerikli, mayalı içeceklerin alımına ve özellikle alkol tüketimine dikkat edilmelidir. Çok sıcak yemek yeme ve içme alışkanlıkları gözden geçirilmelidir. Duygusal olarak iniş çıkışlar olabildiğince kontrol altına alınmalıdır. Bütün bunların yanı sıra, intense pulsed light (IPL) tedavisi veya damar lazerleri ile kızarık alanlar hafifletilebilir.
Özellikle rozasea için kullanılması gereken kremler arasında metronidazol veya tetrasiklin, doksisiklin antibiyotiklerini içeren kremler bulunmaktadır. Dirençli vakalarda isotretinoin tedavisi önerilebilir.

 

 

 

 

 
 

 

 

 


 

 


 

 

 

 

 

 


 

Bu web sitesindeki bütün yazılar Uzm.Dr.Betül Şengör'e aittir.
Yazılar, "Uzm.Dr.Betül Şengör - www.cildiminsagligi.com'dan alınmıştır." ibaresi ile yayınlanabilir.
Aksi takdirde yasal yollara başvurulacaktır.

Cildiminsagligi.com'un içeriği ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır.
Cildiminsagligi.com'un içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.
Sitemizdeki yazılar sadece bilgi vermek amacı ile yayınlanmaktadır.
Uzman hekimlere danışılmadan kesinlikle tedavi için kullanılmamalıdır.
Site kullanımından doğabilecek her türlü sorumluluk kullanıcıya aittir.

www.cildiminsagligi.com